Avrupa’da ülkücü hareket ‘engelleniyor’: Almanya da yasaklayabilir

MHP, 60’lı yıllardan itibaren Avrupa‘da faaliyet gösteriyor. Başlangıçta komünizmle uğraş dahilinde onları müttefik gören Almanlardan takviye bölge ülkücülerin derhal yasaklanması gündemde. Alman Meclisi‘ndeki bütün partiler bunu istiyor

Avrupa'da ülkücü hareket 'engelleniyor': almanya da yasaklayabilir

Avrupa'da ülkücü hareket 'engelleniyor': Almanya da yasaklayabilir

Avrupa'da ülkücü hareket 'engelleniyor': almanya da yasaklayabilir

AVUSTURYA ve Fransa ‘ülkücü hareket’i’ yasakladı. Hollanda ve Belçika da yasaklamaya hazırlanıyor. Almanya‘da da hükümet, Federal Meclis‘in büyük çoğunluğunun kararıyla ‘ülkücü hareket”i yaratıcı örgütler olarak tanımlanan derneklerin yasaklanması için gerekli çalışmalara başlatmakla görevlendirildi.
Laf konusu örgütlerin başında MHP çizgisindeki özet olarak “Türk Federasyon” adıyla bilinen Almanya Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu (ADÜTDF) ile hareket içindeki bölünmeler sonucu kurulan ATİB (Avrupa Türk İslam Kültür Dernekleri Birliği) ve Büyük Birlik Partisi çizgisindeki ATB (Avrupa Türk Kültür Birliği veya bütün adıyla Avrupa Türk Kültür Dernekleri Birliği). İddialara tarafından bu örgütlerin aza ve taraftarlarının sayısı 18 bin kişiyi buluyor.

Federal Meclis‘te geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen oturumda yapılan konuşmalarda “Almanya‘daki en büyük fazla sağcı örgütlenme” olarak tanımlanan, kimi milletvekillerince de açıkça “faşist” olarak değerlendirilen “ülkücü hareket”le ilgili karar, Federal İçişleri Bakanlığı‘nı ilgilendiriyor. Yasaklanması istenen örgütler Alman yasalarına kadar yerleşmiş dernekler olduğu için bu konudaki kararı İçişleri Bakanlığı alabiliyor. Yaptıkları açıklamalarda Almanya‘daki demokratik düzene saygılı olduklarını ileri süren ve haklarındaki suçlamalara aleyhinde çıkan örgütlerin yasaklanma kararının alınması halinde yasal yoldan itiraz yoluna gitmeleri bekleniyor.

Almanya‘da 60‘lı yıllardan bu yana etkinlik gösteren ve 42 yıl önce dernekleşerek, çalışmalarını yaygınlaştıran ülkücü harekete yönelik bu tavır, ilk kez Fransa ve Avusturya olmak üzere değişik Batı Avrupa ülkelerindeki aşırı milliyetçi ve İslamcı eğilimli Türkiye kökenlilerin karıştığı sokak çatışmaları ve propaganda faaliyetleriyle ilgili. Ama aynı zamanda bu hareketlerin AKP‘ye muhaliflerini baskı ve tehditlerle sindirmeye çalıştıkları belirtilerek, Alman hükümetinin alacağı önlemlerle bunu önlemesi talep ediliyor. bundan başka Alman fazla sağıyla ilgili tartışmalar sürerken, bu olgunun yalnızca Almanlara özgü olmadığı, göçmenler içinde de mücadele edilmesi gereken aynı eğilimlerin yayınlama olduğunu vurgulama ihtiyacı laf konusu.

Alman hükümeti benzer konularda şimdiye değin “engelleyici” değil, “ıslah edici” politikaları tercih ediyor, böylelikle on binlerce kişiyi kapsayan bu herif hareketlerin daha da “radikalleşmesi”ni önlemeyi hedefliyordu. Ancak Federal Meclis‘teki son gelişme bu politikadan vazgeçmeyi gerekli kılıyor. Çünkü tüm partiler “ambargo” yoluna gidilmesini istiyor. Kimi hemencecik, kimi de belirtilmiş bir analiz sonucu. Federal İçişleri Bakanlığı‘nın iki yıl önce milliyetçi ve şeriatçı “Osmanen Germania” derneğinde olduğu gibi ambargo yoluna gidip, gitmeyeceği yine de belli yok. Çünkü derhal laf konusu olan birkaç yüz üyeli bir dernek yok, binlerce aza ve taraftarı olan, ülkenin anında her uygun örgütlü ve 40-50 yıllık geçmişi olan bir hareket.

ALMANYA‘DAKİ MHP

Almanya‘daki en büyük ülkücü çatı örgütü MHP çizgisindeki “Türk Federasyon” (ADÜTDF – Almanya Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu). Meclise sunulan tasarılarda belirtildiğine tarafından Almanya çapında 170 derneği kapsayan bir çatı örgütü olan ADÜTDF, 1978‘de Frankfurt‘tu kuruldu.
Oysa MHP‘nin Almanya‘daki örgütlenmesi ondan önce başladı. daha sonra Gülenci olduğu ileri sürülen ve 15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra tutuklanan, son olarak da İYİ Parti içindeki tartışmalarda tekrar adı gündeme gelen Enver Altaylı, bu yıllarda MHP‘nin Almanya Başmüfettişi olarak görevlendirilmişti. Tüzük Mahkemesi‘nce yurtdışı örgütleri kapatılmasından sonra kurulan Türk Federasyon bu fonksiyonu üstlendi.

MHP‘nin Almanya‘daki örgütlenmesiyle ilgili araştırmalarda, onları komünizmle mücadelede müttefikleri olarak görebilen Almanlar tarafından desteklendiğine dair iddialara da yer veriliyor. “Ülkücü terörist” Mehmet Ali Ağca‘nın izini süren analist gazeteci Uğur Mumcu‘nun “Papa, Mafya, Ağca” başlıklı kitabında da bulunan, bir bölümü MHP davasında gündeme gelen iddialar, son olarak Sol Parti milletvekilleri göre da Federal Meclis‘te dile getirildi. Bu iddialardan biri dönemin Bavyera Eyaleti Başbakanı Franz Josef Strauss‘un, MHP Genel Başkanı Alpaslan Türkeş‘le görüşüp, Almanya‘daki Türkiye kökenli işçiler arasındaki sol siyasal ve sendikal örgütlenmelere karşısında bu hareketin örgütlenmesine muavin olma sözü verdiği yolunda. Bir diğer iddia da Federal İstihbarat Teşkilatı‘nın (BND) Türkiye masasında görevli olduğu ileri sürülen ve Frankfurt yakınlarındaki bir kasabada yerel politika yapan Dr. Hans-Eckhardt Kannapin‘in (CDU) Türk Federasyon‘ın kuruluş sürecindeki destekleri. Türkeş‘in o dönemlerde oldukça zinde olan aşırı sağcı parti NPD‘yle (Almanya Nasyonal Partisi) işbirliği yapılması yolundaki talimatları.

12 Eylül Darbesi’nden sonra Almanya‘ya kaçak yollarla gelen çoğu ülkücü de bu örgütlenmede yer aldı. Papa‘ya suikast girişiminde bulunan, Türkiye‘de gazeteci Abdi İpekçi‘nin katili Mehmet Ali Ağca‘nın da yakalanmadan önce Almanya‘da uzun süre bulunduğu, bu örgütlenme ağından destek aldığı ileri sürülüyor.

Geçtiğimiz hafta yaşanan bir rastlantı de bu iddiayı doğruluyor. Federal Meclis “ülkücü hareket”e yasak getirilmesini tartışırken, Frankfurt yakınlarındaki bir mezarlıkta Balgat Katliamı sanıklarından Ethem Kıskıs‘ın cenazesi kaldırılıyordu. Arkadaşları 41 yıldır Türkiye‘ye gidemeyen Kıskıs‘ın gerçek kimliğini ilk olarak mezarı başında açıklamışlar, giderken onun Avrupa‘daki ülkücü örgütlenmenin merkezindeki 10-15 kişiden biri olduğunu ifşa etmişlerdi.

ATİB, ATB VE DİĞERLERİ

80‘li yıllarda Türkiye‘de MHP içinde görülen bölünmeler ve ayrılıklar Almanya‘veya yansıdı. Papa‘ya suikast davasında Ağca‘nın suç ortağı olduğu iddiasıyla bir zaman tutsak kalıp, daha sonra özgür kalan Türk Federasyon başkanlarından Musa Serdar Çelebi ve arkadaşları göre kurulan Avrupa Türk İslam Kültür Birliği (ATİB), Almanya‘daki ülkücüler kadar kurulan ikinci büyük çatı örgütü. Bünyesinde 120 dernek bulunduğu ileri sürülen ATİB, Alman hükümetinin İslam diniyle ve Müslüman göçmenlerle ilgili sorunları görüştüğü İslam Konferansı‘na üye olan Almanya Müslümanları Merkez Konseyi‘nin üyesi. ATİB Genel Başkanı Durmuş Yıldırım, örgütü “güvenliği tehdit eden aşırı yabancılar” aralarında belirten istihbarat raporuna itiraz ederken, “ATİB‘in mensup olmakla suçlama edildiği ülkücü hareketle yollarını kurulduğu yıllarda ayırmış” olduğunu belirtmişti.

Resmi Olarak 1994 yılında kurulan Avrupa Türk Kültür Birliği (ATB veya tam adıyla Avrupa Türk Kültür Dernekleri Birliği) de Türkiye‘deki Büyük Birlik Partisi‘nin çizgisindeki 20 derneğin çatı örgütü.

Avrupa-da-ulkucu-hareket-engelleniyor-almanya-da-yasaklayabilir-808949-1.

bir de bu örgütlerle ilgili olmayan, ama “ülkücü” olarak kabul edilen çoğu kişinin de kişisel olarak çok sayıda dini, siyasal, kültürel örgütte etkin olduğu, hatta Alman partileri içinde yer aldığı, polis ve orduda devir yaptığı ileri sürülüyor. Örneğin geçtiğimiz günlerde Alman ordusundaki Türkiye kökenli dört asker hakkında “ülkücü harekete aza oldukları” gerekçesiyle disiplin soruşturması açıldığı haberi çıkmıştı.

Geçtiğimiz hafta Federal Meclis‘in gündemine hükümetin Almanya‘daki ülkücü harekete yasaklanmış getirmesini istek eden 3 ayrı dizayn gelmişti.

Bunlardan biri hükümet koalisyonundaki partiler CDU-CSU ve SPD ile muhalefet partilerinden FDP ve Yeşiller‘in iki taraflı tasarısıydı.

İkincisi bu konuyu senelerdir çeşitli vesilelerle dile getiren Sol Parti‘nin, diğeri de bu olayı kendi aşırı sağcı, tanıdık olmayan düşmanı propagandası için kötüye kullanma fırsatını kaçırmayan fazla sağcı parti AfD‘nin tasarısıydı.

Sol Parti ve AfD‘nin tasarıları reddedildi.

Hükümet ve muhalefetin iki taraflı tasarısı ise kabul edildi. Kendi tasarısı reddedilen Sol Parti, bu tasarıyı destekledi.

Oylama öncesinde yapılan konuşmalarda “ülkücü hareket”in Avrupa‘da bir dizi ülkede militanca ve şiddetli eylemlerde bulunduğu, milliyetçi ve ırkçı bir ideolojiye dayandığı, Kürtler, Aleviler, Yunanlılar, Ermeniler, Yahudilere, kendilerinden ayrı düşünenlere, karşı nefreti körükledikleri belirtildi. Sol Parti‘nin tasarısında hareketin Türkiye‘de ve Türkiye dışarıda fazla sayıda siyasal karşıtının öldürülmesinden sorumlu olduğuna dikkat çekildi. Bu hareketlerin iktidardaki AKP hükümetini desteklediği, AKP muhaliflerine karşın baskı ve sindirme faaliyetlerinde bulunduğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu‘nun da bu hareketin sembolü olan kurt işaretini yaparak, aralarındaki işbirliğini gösterdiği kaydedildi.

Meclis‘te kabul edilen tasarıda öteki önergelerdeki gibi “kurt işareti”ne yasak getirilmesi gibi öneriler değil. Ancak İçişleri Bakanlığı‘nın bir yasak kararı olduğu takdirde o da yasaklanabilir. Beş partinin kabul edilen iki taraflı önergesinde Federal Hükümet‘ten istek edilen hususlar şöyle:

♦ Ülkücülerin etkisini geri püskürtmek için Avrupa‘daki ve uluslararası alandaki ortaklarla işbirliği.

♦ Ülkücü hareketin bilhassa Almanya’da devamlı olarak takip edilmesi ve istikrarlı şekilde mücadele edilmesi.

♦ Ülkücü hareketin dernek ve örgütlerine yönelik yasakların gözden geçirilmesi.

♦ Kamuoyunun Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın olanaklarından yararlanarak, aydınlatılması.

♦ Ülkücü hareketin internette yaydığı ajitasyona aleyhinde hukuk devleti çerçevesinde istikrarlı uğraş.

♦ Almanya, Avrupa ve Türkiye’de bozkurtların sindirmeye çalıştığı kişi ve gruplarla dayanışma gösterilmesi ve onların en iyi şekilde desteklenmesi.

Hükümet ve İçişleri Bakanlığı‘nın meclisten gelen açıklamalar üstüne zorunlu incelemeleri yapıp, ambargo yoluna gidip, gitmeyeceği henüz kesin yok.

 

Bir cevap yazın