Murat Müessese’dan “kepçe” tenkitleri için sert laflar

Murat müessese'dan "kepçe" tenkitleri için sert laflar

Murat Müessese'dan "kepçe" tenkitleri için sert laflar

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Müessese, Giresun’da arama kurtarma çalışmalarında kullanılan kepçelerle alakalı tenkitlere sert laflarla yanıt verdi. Müessese, çevreye yapılan yatırımları anlatırken kepçeyle hendek kazanları anımsattı.

Aza ol

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Müessese, Giresun’daki su baskın faciayı sonrası mahsur kalanlara kepçe üzerinde erişmesine ait yapılan tenkitlere yanıt verdi. O kepçelerle kimlerin çukurlar kazdığını biliyoruz diyen Müessese, tenkitler için “afallamışlık içerisindeyiz” cevabını verdi.

Bakan Müessese, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tasarı ve Bütçe Komitesinde, Bakanlığının 2021 seneyi bütçesi üzerine milletvekillerinin sorularını cevapladı. 

Çevre mevzularına fazla vakit ufalamadığına ait tenkitlerin geldiğini belirten Müessese, konuşmasının yüzde 40’ını çevreye ayırdığını dile getirdi. Şehirlerde, şehirlerde yapılacak her projeye destekledimeye çalıştıklarını vurgulayan Müessese, kimseyi ayırt etmediklerini, 81 şehri ve 83 milyon yurttaşı ayırt etmeden çalışmalarını sürdürdüklerine dikkati çekti.

Kentsel değişim tepkisi

Hiçbir belediye başkanının veya milletvekilinin arz ettiği görüşmeyi yapmadığını iddia edemeyeceğini ifade eden Müessese, “Bundan sonraki süreçte de aynı kavrayışla sürecimizi devam ettireceğiz. Bakın, ‘Bu siyaset üstü bir mesele.’ diyoruz ve ‘Bu çerçevede yanaşmamız gerekir.’ diyoruz. Sanki kentsel değişimi, zelzele mutasyonunu Bakanlığın yalnızca yapması gereken bir iş olarak görmekte haksızlıktır. Bu işin bir tarafının siyaset olduğu, bir tarafının belediyeler olduğunu, bir tarafının yurttaşımız olduğunu ve öteki bir tarafının da Bakanlık olduğunu hiçbir zaman göz arkasını etmemeliyiz.” değerlendirmesini yaptı.

Bazı belediyelerden çalışmaların geldiğini, kimilerinden ise erişmediğini söyleyen Müessese, “Biz gelmiş gibi bizim yapmış olduğumuz tespitler çerçevesinde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Hiçbir belediyemiz, ‘Ben tehlikeli bina tespiti yapamam, tehlikeli bina imhayla alakalı yetki yoktur.’ demesin. Tam belediyelerimizin ve belediye başkanlarımızın imhayla alakalı da binanın zararlı, tehlikeli olduğunun tespitine ait de yetkileri vardır. Bugün verilmiş yetki değildir. Rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal zamanında verilmiştir. El birliği içerisinde bu süreci idaremek zorundayız.” ifadelerini kullandı.

Senelik kentsel değişim niyetlerine ait bilgileri paylaşan Müessese, bunlar yönünde çalışmaların sürdüğünü, lüzumlu dayanakların da devam ettiğini aktardı.

“Çevrecilik dersi vermeye çalışanların Kırklar Dağı’nı ne hale getirdiğini biliyoruz”

Giresun’daki su baskın faciayı sonrası mahsur kalanlara kepçe üzerinde erişmesine ait bir sual üzerine Bakan Müessese, şunları kaydoldu:

“Giresun su baskın faciasını, aşina oldukları üzere, yeniden tamamen bağlamından koparıp, ‘Çevreye hürmetiniz olmadığında böyle kepçeye binersiniz.’ diyor. Biz kimlerin bu halkın ödediği paralarla adi amaçlarını reelleştirmek için kepçeye bindiğini, o kepçeyle kimlerin çukurlar kazdığını, sonra kepçeyle kazdıkları o çukurlara kimlerin gömüldüğünü öğreniyoruz. Bizi çevreci olmamakla yargılayanların çevreciliklerini gördük. Afallamışlık içerisindeyiz. ‘Hepsi birbirinden daha çiçek çocuklar’ olarak ibraz edilen eli kanlı hıyanet çetesi üyelerinin, çevreciliğini de şehircilik kavrayışını da biz Doğu’nun, Güneydoğu’nun tam caddelerinde gördük. Ulusumuz gördü. Bölgedeki kardeşlerimiz gördü. “

Milli ve beynelmilel her alanda büyük bir cesaretle dünyanın, ülkenin, tabiatın, çevrenin ve insanlığın haklarını müdafaa eden bir Türkiye bulunduğunu anlatan Müessese, şöyle dedi:

“Çevrecilik dersi vermeye çalışan kavrayışınızın Kırklar Dağı’nı ne hale getirdiğini hepimiz biliyoruz. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesini yalnızca yapmış olduğunuz bu hizmetlerle, sizin hizmet kavrayışınız bu, 100 milyon lira hasar uğrattınız. Bu mudur çevrecilik kavrayışı? Biz sizin çevrecilik kavrayışınızı da, şehircilik kavrayışınızı da çok iyi biliyoruz. Bu ülke için, Kürt kardeşlerimiz için, onların geleceği için yaptığınız tek bir hizmet, attığınız tek bir adım yok, taşıdığınız tek bir iyi hedef yokken kalkmış bize, çevrecilikten, belediyecilikten laf ediyorsunuz. Bizden istifayı ancak, bize bu misyonu tevdi eden ister ve istediği zaman da alır. Bizim hedefimiz halkımızın kalbinde, gönlünde olmaktır, bu ülkede güzel bir seda olarak kalmaktır. Ne biz, ne de rastgele bir bakanımız koltuk, makam, mansıp tutkulusu değiliz.”

“Kentsel değişim lüzum dinlenen yerlerde sürüyor”

Kentsel değişimin lüzum dinlenen yerlerde yoğun bir biçimde sürdüğünü belirten Müessese, önceliğin acil devrilen binalar olduğunu, kentsel değişim yapılan alanları fakir veya mahalle olarak ayırmadıklarını anlattı.

Diyarbakır’daki kentsel değişim mevzusuna da değinen Müessese, “Başta Diyarbakır ve Güneydoğu şehirlerimizde adiler tarafından yalnızca vatana hıyanet değil bir de şehircilik hıyaneti yaşanmıştır. Bitmedi, camilerimiz, kiliselerimiz ve öteki ibadethanelerimizi yaktılar, devirdiler, çevreye yapılan hıyaneti ise ormanlarımızı yakarak gösterdiler. Tabii siz nedense bu mevzuda en minik bir tepki dahi vermediniz. Biz hem dağda teröristle çaba ettik, hem düzde insanımızın konutlarının altına dahi bombalar koyan terör örgütünün yol açtığı tahribi ortadan kaldırdık. Konutları boşaltan yurttaşlarımıza yeni yuvalarını teslim ediyoruz.” diye konuştu.

Yeşil ekonomi konusunda da açıklama yapan Bakan Müessese, “Sizin Yeşil ekonomi dediğiniz şey temelinde, tasarruf ve yapımın aynı anda asıllaştırıldığı, bu noktada natürel çevrenin gördüğü hasarın minimalize edildiği bir ekonomik modeldir. Ve yeşil ekonomi, sizin yeniden maksatlı olarak saptırdığınızın aksine, yeniden kavradığınızın tersi olarak, yenilenebilir enerjiyi buyurur. Bize yeşil ekonomiden dem vuranlara, ‘Abuhava farklılığıyla gayretiniz yok, karbon ödentisi, kömürdür, şudur, budur’ diyenlere cevaben şerefle söylüyorum. Az evvel kömürden bırakıyor dediğiniz Avrupa’da bugün 682 kömür santrali faaliyet yapıyor. Biz Avrupa’nın aksine bugün ülke olarak yenilenebilir enerjide sanki bir doruk yarışına girmiş gidişattayız. Bugün Türkiye’nin özellikle yenilenebilir enerjide geldiği nokta, abuhava farklılığıyla gayretimizin ve çevreci bir ekonominin en ehemmiyetli göstergelerinden biridir. Bugün ülkemizin yenilenebilir enerjide heyeti eforu 2011’den bugüne 19 bin megavattan 45 bin megavatın üzerine çıkmıştır. Bu alanda, Avrupa’nın 6’ncı dünyanın 13’üncü ülkesiyiz. Allahın İzniyle bu alanda 1’inci olacağız. Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle ağustos ayında Türkiye’nin ilk, Avrupa ve Orta Doğu’nun tek entegre güneş oturumu yapım kuruluşunu açmanın şerefini de yaşadık.” açıklamalarını yaptı.

“Uslu otobilde 20222 senesinde seri yapıma geçiyoruz”

Yerli araba sorununu da içeren “Uslu Şehir” uygulamalarını, bölgesel ve milli bir ölçekte reelleştirmek için tüm şehirlerin birbirine entegre olduğu yeni bir sistemi yaşama geçirdiklerini belirten Müessese, şu ifadeleri kullandı:

“Yapacağımız bu çalışmalarla, yalnızca şehirlerimizin kendi aralarında değil, aynı zamanda o şehirde bulunan tüm sistemlerin, mekanların, eşyaların ve hatta arabaların entegrasyonunu da sağlamış olacağız. Mesele şu anda ülkemiz ilk yerli ve uslu arabasını üretme melesi, allahın izniyle 2022 senesinde seri yapıma geçiyoruz. Uslu araba tanıtılırken şöyle bir ifade kullandık, ‘Türkiye’nin yerli arabayı uslu bir arabadır. Sürücüsünün kullandığı tüm mekanlarla entegredir.’ İşte bu entegrasyonu sağlayabilmek ismine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızla beraber lüzumlu olan şarj istasyonlarının altyapılarını inşa edecek, navigasyon uygulamalarını geliştiriyoruz.
Yeniden yerli araba projemizi yakından ilgilendiren elektrikli şarj istasyonlarının montajı noktasında da mevzuat çalışmaları yapıyoruz. Otopark Yönetmeliği’yle bölge ve genel otoparklarla, AVM’lere ait otoparklarda her 50 park yerinden en az biri elektrikli vasıtalara uygun olacak. Şarj birimi bulunacak. Geçtiğimiz Haziran ayında elektrikli şarj istasyonlarına ait yeni tertip etmeler getirdik. Buna göre de şarj istasyonlarının otoparklarda, AVM’lerin otopark alanlarında, mazot istasyonlarında ve imar tasarılarında müstakil olarak kurulmasını sağladık. Ayrıca 2023 senesinden sonra evlerde de elektrikli şarj istasyonlarının kurulması ile alakalı mevzuat çalışmalarımız da devam ediyor. Bu sayede tıpkı şehirlerimiz gibi, mekanların da taşıtların da birbiriyle geçimli olduğu bir şehircilik kavrayışını ortaya koymuş oluyoruz. Yakında benzin kullanmayacağız derken Almanya’yı metheden vekil, ayını Alman gazetelerinin Türkiye’nin Tesla’sı dediği yerli arabamıza dair haberle habersiz olması da ehemmiyetli bir detaydır.”

Bir cevap yazın