Dağdan inenler düz ovada siyaset yapar mı? Sürecin Türkiye siyasetine muhtemel etkileri

Örgütün silah bırakma açıklaması sonrası “düz ovada siyaset” tartışması yeniden alevlendi. DEM’in rolü, Öcalan faktörü ve “Türkiyelileşme” ekseninin geleceği masada.

Dağdan inenler düz ovada siyaset yapar mı? Sürecin Türkiye siyasetine muhtemel etkileri
Meclis genel kurulu ya da parti toplantısında geniş plan

SİYASETİN SESİ / İSTANBUL, TÜRKİYE — 30 EKİM 2025

Örgütün silah bırakıp çekildiğini açıkladığı bir dönemde, yıllardır siyasetin gündeminde yer tutan “düz ovada siyaset” başlığı yeniden öne çıkıyor. Soru net: Dağdan inenlerin aktif parti siyasetine katılımının şartları nasıl belirlenecek ve bu süreç Türkiye siyasetini nasıl dönüştürecek?

“Dağ–ova” metaforunun bugünkü anlamı

2006’da Mehmet Ağar’ın “düz ovada siyaset” ifadesi, şerhli de olsa, şiddet dışı zemini işaret etmişti. Bugün ise tartışma, örgüt mensuplarına siyasete girme imkânının kapsamı, zamanlaması ve meşruiyet sınırları üzerinde düğümleniyor. Kamuoyunda “terörsüz Türkiye”ye güçlü destek var; fakat örgüte siyasî meşruiyet atfı son derece sınırlı.

DEM’in konumu ve iç tartışma başlıkları

DEM, örgütün attığını söylediği adımlar karşılığında “Devlet de adım atsın” diyor. Ancak parti içi toplantıların geniş tartışmalara sahne olduğu biliniyor. “Dağdan inenler”in doğrudan parti bünyesinde nasıl tanımlanacağı, hangi kadrolara yerleştirileceği ve mevcut çizgiyi nasıl etkileyeceği soruları parti içi dengeleri yakından ilgilendiriyor.

Etnik temelli siyaset sınırı

“Etnik ayrıma dayalı siyaset yapılamaz” vurgusu, hem hukukî hem de toplumsal meşruiyet açısından yeniden gündemde. Bir dönem HDP çizgisinde “Türkiyelileşme” söyleminin oy tabanını genişletme ve ortak vatandaşlık zemini kurma hedefi taşıdığı hatırlanıyor. Oysa dağdan inenlerin getireceği radikalleşme, mevcut yapılar içinde gerilim ve daralmayı tetikleyebilir.

Öcalan faktörü ve olası yeni yapı tartışmaları

Öcalan’ın daha görünür olacağı formüller ya da DEM dışında yeni bir siyasî yapılanma ihtimali dillendiriliyor. Bu senaryolar, “demokratik entegrasyon” hedefiyle ne kadar uyumlu? Karar, hem Ankara’nın hukuki–siyasal çerçevesine hem de Kürt siyasetinin ülke bütününe entegrasyon iradesine bağlı olacak.

Siyasete dönüşün pratikleri ve psikolojisi

Sahada siyasetin “profesyonelleri” ile yeni gelenlerin uyumu kolay olmayabilir. “Dağdan inenler”in beklediği prestiji bulamaması, “boş gezenin kalfası” hissiyatıyla psikolojik sorunlar üretmesi ihtimali var. Kurumsal eğitim, şeffaf adaylık süreçleri ve yerel düzeyde sorumluluk alanları, sürtünmeyi azaltacak araçlar olabilir.

Nihai soru: Zihinler berrak mı?

Bu süreç, sadece örgütün lağvı değil; Kürt siyasetinin ülke bütününe entegrasyon kapasitesinin de testidir. “Türkiyelileşme” yönelimi ile etnik daralma riskinin nasıl dengeleneceği, demokrasi–güvenlik diyalektiğinin hangi ilkelerle yönetileceği ve meclis–yargı ekseninde nasıl bir çerçeve çizileceği belirleyici olacaktır.

www.siyasetinsesi.com

Kaynak: Ahmet Taşgetiren / Karar