TÜSİAD yöneticileri Aras ve Turan'a hapis cezası verildi ancak hüküm ertelendi

TÜSİAD yöneticileri Ömer Aras ve Orhan Turan, genel kuruldaki konuşmaları nedeniyle 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçlamasıyla yargılandıkları davada 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı; mahkeme hükmün açıklanmasını geri bıraktı.

TÜSİAD yöneticileri Aras ve Turan'a hapis cezası verildi ancak hüküm ertelendi

Ahmet Taş | Siyasetin Sesi

İSTANBUL, TÜRKİYE — Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras ve eski Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, genel kurul toplantısında yaptıkları konuşmalar nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla yargılandıkları davada hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme heyeti, Aras ve Turan'a ayrı ayrı 1 yıl 3 ay 18'er gün hapis cezası verilmesine hükmetti ancak her iki sanık için de hükmün açıklanmasını geri bıraktı. Bu karar, TÜSİAD yöneticilerinin cezaevine girmeyeceği anlamına geliyor. Ayrıca mahkeme, sanıkların "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" suçlamasından beraatine karar verdi. İki yönetici de duruşmadaki savunmalarında haklarındaki tüm suçlamaları reddetti.

Davanın ve iddiaların gelişimi

İlk kez 20 Mayıs 2025'te hakim karşısına çıkan Aras ve Turan için, "zincirleme şekilde basın ve yayın yoluyla yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla 5 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyordu.

Ömer Aras, mahkemeye sunduğu ilk savunmasında kendisine yöneltilen suçlamaların "delilsiz ve dayanaksız" olduğunu belirterek, "Üzerime atılı suçlamalar düşünce özgürlüğü kapsamındadır" ifadelerini kullanmıştı. Orhan Turan ise savunmasında dernek başkanı ve bir iş insanı kimliğiyle Türkiye'nin ekonomik gelişimine dair görüşlerini paylaştığının altını çizmişti.

10 Mart'ta kabul edilen iddianamede, sanıkların "siyasi, ekonomik ve ticari konularda toplumu manipüle etmek amacıyla gerçeğe aykırı ya da yanıltıcı bilgiler verdikleri" iddia edilmişti. Şubat 2025'teki TÜSİAD Genel Kurulu'nda yaptıkları eleştirel konuşmaların ardından savcılığa ifade vermeye götürülen ve haklarında yurt dışı çıkış yasağı konulan iki isim, 20 Şubat 2025'te bu şartla serbest bırakılmıştı.

Orhan Turan, 13 Şubat 2025 tarihindeki dernek genel kurulunda, bazı hukuki süreçler hakkında "yargıyı telkin ve yönlendirme içerikli ifadeler kullandığı", bu sözlerin "gerçeğe aykırı ve kamu barışını bozmaya elverişli" olduğu iddiasıyla suçlanmıştı. 14 Şubat'ta benzer suçlamalarla Aras hakkında da soruşturma açılması talimatı verilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan "Haddini aştı" demişti

Sürecin yankıları sürerken, 19 Şubat 2025'te konuya ilişkin değerlendirme yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜSİAD yönetiminin açıklamalarıyla "haddini aştığını" ifade etmişti. Erdoğan, TÜSİAD'ı eski Türkiye'de siyaseti dizayn eden bir dernek olarak tanımlamış ve "Eski sistemi geri getirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir" demişti.

Bu sert çıkışın ardından soruşturmanın Cumhurbaşkanı'nın açıklaması üzerine başlatıldığı iddiaları gündeme gelmişti. Ancak dönemin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, TGRT Haber'e yaptığı açıklamada bu iddiaları reddederek, "Soruşturma Cumhurbaşkanımızın açıklamasından sonra başlamadı, öncesinde başlamıştı. İfade alma düne denk geldi. Dolayısıyla orada bir gözaltı yok, ifadeye çağrıldılar" diye konuşmuştu. Bakan Tunç ayrıca, sivil toplum kuruluşlarının görüş açıklamasının demokratik bir hak olduğunu ancak yargıyı ve siyaseti yönlendirme çabalarının hukukun üstünlüğüne aykırı olduğunu belirtmişti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise TÜSİAD yöneticilerinin polis eşliğinde ifadeye götürülmesini ve yurt dışı çıkış yasağı kararlarını "demokrasi ve hukuk ortamının nasıl çürütüldüğünün yeni bir göstergesi" olarak nitelendirmişti. Özel, iktidarın "beni eleştiren, sesini çıkaran yanar" mesajıyla tüm toplumu açıkça tehdit ettiğini savunmuştu.

TÜSİAD'dan "Katılımcı Demokrasi" vurgusu

Soruşturmaların başlamasının ardından TÜSİAD yönetimi kurumsal bir açıklama yayımlayarak değerlendirmelerin "katılımcı demokrasi ilkesi çerçevesinde" yapıldığını vurgulamıştı. Açıklamada, derneğin bağımsız bir duruşla "ülkenin refahı ve kalkınmasına katkı sağlayacak konuları" ele aldığı belirtilerek, "Kamuoyunda derneğimize yöneltilen eleştiriler dahil her konunun dile getirilmesi, Türkiye'de tartışma ve demokrasi kültürünün zenginliği olarak görülmelidir" ifadelerine yer verilmişti.

Genel Kurul'da neler konuşulmuştu?

TÜSİAD'ın 13 Şubat'ta düzenlenen genel kurulunda hükümetin ekonomi ve adalet politikalarına yönelik ciddi eleştiriler dile getirilmişti. Yöneticiler, tutuklamalar, ihraç edilen teğmenler, orman yangınları, maden kazaları ve depremler gibi kamuoyunda infial yaratan konulara değinmişti.

Orhan Turan konuşmasında, "yeni yasal düzenlemelerle, kamu görevlilerinin Devlet Denetleme Kurulu tarafından görevden alınmasının ve TMSF'nin şirketlere kayyum olarak atanmasının mümkün olduğunu" hatırlatmıştı. Turan, > "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, galiba artık şirket kurmaktan daha kolay. Kadın cinayetlerinin de, çocuk tacizlerinin de sonu gelmiyor" diyerek adalete güvenin sarsıldığını savunmuştu. Ekonomide Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in programına destek verdiklerini belirten Turan, buna rağmen enflasyonla mücadelenin hem çalışanlar hem de girişimciler için çok ağırlaştığını vurgulayarak, "Sanayici çok zorlanıyor. İhracatçı kan ağlıyor. İthalatın cazibesi artıyor" demişti.

YİK Başkanı Ömer Aras ise politik alandaki gelişmelere dikkat çekerek, seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyum atanmasını ve siyasiler ile gazetecilerin tutuklanmasını eleştirmişti. Aras, menajer Ayşe Barım ve Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş'ın tutuklanma süreçlerine işaret ederek, "Bilirkişi görüşmesini yayınlayan gazeteciler gözaltına alınıyor, genel yayın yönetmeni tutuklanıyor" şeklinde konuşmuştu. Ayrıca yaşanan büyük afet ve kazalardaki "sistem bozukluğu" eleştirisini getirerek, "Sistemin kendi kendini düzeltme mekanizması olmalıdır. Sorumlular görevden ayrılmalı, hesap vermeli ve yerlerine yetkin kişiler gelmelidir" çağrısında bulunmuştu.

www.siyasetinsesi.com