İkinci Cumhuriyetin Adını “Terörsüz Türkiye” Koydular: 33 Yıllık Planın Finali

MHP Lideri Bahçeli’nin 2053 ve 2071 hedefleri ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1993’teki “İkinci Cumhuriyet” vizyonu arasındaki çarpıcı benzerlikler ve Türk siyasetindeki 180 derecelik dönüşlerin analizi.

İkinci Cumhuriyetin Adını “Terörsüz Türkiye” Koydular: 33 Yıllık Planın Finali

AHMET TAŞ / SİYASETİN SESİ 

ANKARA, TÜRKİYE —  Millet hemen her alanda yarınını göremez hale gelmiş, ekonomik buhran ve belirsizlik sarmalında nefes almaya çalışırken; yine ufkun ötesini gören MHP Lideri Devlet Bahçeli sahneye çıktı. Bahçeli, Türkiye’nin 2053 yılında dünyada süper güç ve lider ülke haline gelmesi için 9’ar yıllık üç aşamalı bir stratejik plan açıklayıp, 2071 yılında da “cihan ve uzay hâkimiyeti ülküsünü gerçekleştireceklerini” müjdeledi.

Bahçeli ayrıca, “Türk ve Türkiye yüzyılının MHP ve Cumhur İttifakı eliyle adım adım inşa edileceğini” vurgulayıp, “Türkiye’yi güvenli, müreffeh bir geleceğe taşımaya yeminliyiz” dedi. Bir ara “yeni Türkiye” diyorlardı, sonra bu kavram “Türkiye yüzyılı”na dönüştü. Tıpkı PKK’yla yürütülen pazarlıkların; “çözüm süreci”, “açılım süreci”, “milli birlik ve kardeşlik projesi” adları altında sunulup, bugün karşımıza “terörsüz Türkiye” ve “milli dayanışma” olarak çıkarılması gibi. Tek bir farkla; Bahçeli, geçmişteki bu açılımların tamamına “ihanet süreci” diyordu, şimdi ise bizzat canla başla öncülük ediyor.

Erdoğan’ın Ümmet ve İttifak Tasarımı

Bahçeli “Türk yüzyılından” söz ederken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son 7 ayda çizdiği “Türkiye yüzyılı” tasarımının satır araları başka bir gerçeğe işaret ediyor. Erdoğan, Türk, Kürt ve Arap unsurlarının ancak bir aradayken var olabileceğini, Birinci Dünya Savaşı sonrası aramıza çizilen sınırların bir yenilgi olduğunu vurguluyor. Ortak şemsiyenin “İslâm kardeşliği” olduğunu belirten Erdoğan, ümmet bilinciyle bölge sorunlarının çözüleceğini ilan ediyor.

Bu söylemler tanıdık bir yerlerden geliyor. Trump’ın sömürge valisi gibi bölgeye gönderdiği Tom Barrack’ın “Osmanlı millet sistemini” övmesi, İmralı’daki teröristbaşının “Kurtuluş Savaşı ideolojisi İslâm ümmet anlayışıyla sağlandı, bu anlayıştan ayrılınca isyanlar başladı” tespitleri ve Türkiye merkezli bir Orta Doğu birliği anlatısı... Hepsi aynı kapıya çıkıyor: Ulus devletin tasfiyesi ve ümmet eksenli bir entegrasyon.

1993’ten Bugüne: İkinci Cumhuriyetin Ayak Sesleri

Erdoğan’ın bugün dile getirdiği bu görüşlerin temeli, 1993 yılında Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olduğu döneme dayanıyor. O günlerde İkinci Cumhuriyet tartışmaları kapsamında Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını “katı ve ırkçı” olarak nitelendiren Erdoğan, resmi ideolojinin milli bütünlüğü koruyamadığını savunmuştu. Hatta Kürtlerin ayrı yaşama talebi olması durumunda “Osmanlı eyalet sistemi benzeri bir şey yapılabileceğini” açıkça dile getirmişti.

Hukuk sistemine dair görüşleri de bugün yaşanan anayasa tartışmalarına ışık tutacak cinstendi: “Hukuk, halka sorulmadan bir yerlerden aktarılmış ve halka zorla dikte ettirilmiştir. Eğer insanların beyinlerindeki ipotekleri kaldırırsak, onlar kendiliğinden İslâm’ı seçecektir.” 1994’teki bir konuşmasında ise “Bu düzenin koruyucusu olamayız. Bu hukuku hazırlayanlar, bu düzenin kaldırılmasının maşası olacaklar” hedefiyle yola çıkmıştı.

Bahçeli’nin Unuttuğu Eleştiriler

Burada MHP Lideri Bahçeli’nin geçmişteki sert eleştirilerini hatırlamak, bugünkü tabloyu anlamak için hayati önem taşıyor. Bahçeli, bir zamanlar Erdoğan’ın bu görüşlerini “diktatörlük özlemi” ve “Türkiye’nin kuruluş felsefesinin temelden yıkımı” olarak görüyordu. Erdoğan’ın üniter yapıyı tasfiye ederek Kandil’e ve İmralı’ya “eyalet yönetimi” sözü verdiğini iddia ediyor, bu süreci “BOP’un süvarilerinin tuzağı” olarak nitelendiriyordu.

Hatta İmralı’daki caninin “ulus devletçiliği İslam ümmetinin bağrına yerleştirilmiş bir İngiliz ideolojisi” olarak gören mesajlarına tepki gösteren Bahçeli, o günlerde Başbakan ile İmralı arasında “ihanet denklemi” kurulduğunu söylüyordu. Peki, ne değişti de o günün “aşağılık sözleri” bugünün “milli dayanışma” projesine dönüştü?

“Yeni Türkiye”den “Yeni MHP”ye Sosyal Mühendislik

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman’ın 2014’teki açıklamaları, bugünkü “terörsüz Türkiye” söyleminin aslında neyin maskesi olduğunu o günlerde deşifre etmişti. Büyükataman, “yeni Türkiye” kavramını bölücülüğün ve Cumhuriyet’i dönüştürme çabasının bir aracı olarak nitelendirmişti. Bu söylemin “İkinci Cumhuriyet” fikrinin AKP’lileştirilmiş hali olduğunu belirterek, amacın Türk devlet geleneğini ortadan kaldırmak olduğunu savunmuştu.

Ardından “yeni Türkiye”nin eksik kalan tek ayağı olan “yeni MHP”nin oluşturulması için sosyal mühendislik planlarının devrede olduğunu söyleyen Büyükataman, ülkücülerin bu oyunu bozacağını iddia etmişti. Ancak gelinen noktada, MHP’nin bu “İkinci Cumhuriyet” projesinin en sadık koruyucusu ve yürütücüsü haline geldiğini görüyoruz.

Sonuç: Gücünüz Durdurmaya Yetmez

Bugün Bahçeli’nin 2053 ve 2071 hayalleriyle süslediği, adına “terörsüz Türkiye” dedikleri yapı, aslında 33 yıl önce planlanan o İkinci Cumhuriyet’in ta kendisidir. Erdoğan’ın muhalefete hitaben “Bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz, ne gücünüz yetmez” diye meydan okuması, bu uzun soluklu projenin final aşamasına gelindiğinin ilanıdır.

33 yıl önce bir il başkanı olarak kurulan hayaller, bugün devletin tüm aygıtları ve “eskiden karşı olanların” cansiperane desteğiyle hayata geçirilmektedir. Türk milletinin binlerce yıllık devlet geleneği, yerini “ümmet kardeşliği” şemsiyesi altında eyalet benzeri yapılanmalara ve yeni bir hukuk anlayışına bırakırken; önlerinde duracak hiçbir engel kalmadığına inanıyorlar. İkinci Cumhuriyetin adını “Terörsüz Türkiye” koydular ve perdeleri kapattılar.

www.siyasetinsesi.com

Kaynak: Müyesser YILDIZ / MuyesserYildiz.com