Prof. Dr. Okan Tüysüz'den Sındırgı uyarısı: Yeni bir döngü başladı

Balıkesir Sındırgı'da meydana gelen 5.2'lik sarsıntıyı değerlendiren Prof. Dr. Okan Tüysüz, bölgede Ağustos 2025'ten bu yana süren hareketlilikte yeni bir döngü başladığını açı.

Prof. Dr. Okan Tüysüz'den Sındırgı uyarısı: Yeni bir döngü başladı

Ahmet Taş / Siyasetin Sesi

BALIKESİR / TÜRKİYE — Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz, Balıkesir Sındırgı'da meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki depremin ardından bölgede Ağustos 2025'ten bu yana devam eden deprem fırtınasında yeni bir döngünün başladığını duyurdu.

Sındırgı'da 24 Ocak 2026 tarihinde saat 00:24’te kaydedilen ve İstanbul dahil çevre illerde hissedilen 5.2'lik sarsıntı, bölgedeki sismik hareketliliği yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, sosyal medya üzerinden yaptığı teknik değerlendirmede, bölgedeki etkinliğin kısa sürede sona ermesinin beklenmediğini vurguladı. Ağustos ayından bu yana 25 binden fazla sarsıntının kaydedildiği bölgede sürecin en az bir ay daha sarsıntılarla devam edebileceği uyarısında bulundu.

25 bini aşkın deprem ve yeni bir döngü

Bölgedeki hareketliliğin kronolojik gelişimini aktaran Prof. Dr. Tüysüz, sismik sürecin 10 Ağustos 2025’te Sındırgı’nın kuzeyindeki 6.1 büyüklüğündeki depremle tetiklendiğini belirtti. Artçı sarsıntıların zamanla güneye yayıldığını ifade eden Tüysüz, 27 Ekim’de güneyde meydana gelen bir diğer 6.1’lik depremle etkinliğin hem sayıca hem de büyüklük olarak ivme kazandığını kaydetti. Son yaşanan 5.2'lik sarsıntıyı "yeni bir döngünün başlangıcı" olarak tanımlayan Tüysüz, bölgenin en az bir ay daha sarsılmaya devam edeceğini öngörüyor.

Sındırgı depremlerinin jeolojik nedenleri

Batı Anadolu’nun sismik yapısının bu tip uzun süreli aktivitelere yatkın olduğuna değinen Tüysüz, depremlerin Sındırgı fayı ile güneydeki Emendere fayı arasında yoğunlaştığını aktardı. Tüysüz, bölgedeki sismik aktivitenin temel nedenlerini şu başlıklarla özetledi:

  • Birbirini Kesen Faylar: Bölgede çok sayıda birbirini kesen normal fay yapısı bulunuyor.

  • Gömülü Faylar: Yüzey izi görülmeyen ancak yer altında aktif olan "gömülü faylar" sarsıntı üretiminde etkin rol oynuyor.

  • Akışkan Etkisi: Magma veya jeotermal suların fay hareketlerini kolaylaştırma ihtimali bulunuyor; ancak bu durumun kesinleşmesi için yeraltı çalışmalarına ihtiyaç duyuluyor.

Tarihsel örnekler ve hazırlık vurgusu

Prof. Dr. Okan Tüysüz, mevcut süreci dünyadaki benzer örneklerle kıyaslayarak Japonya’da 1965-1967 yılları arasında yaşanan ve yaklaşık 1 milyon depremin kaydedildiği Matsushiro deprem fırtınasını hatırlattı. Fay uzunluğu ile deprem büyüklüğü arasındaki logaritmik ilişkiye de dikkat çeken Tüysüz, neden ne olursa olsun sarsıntıların süreceğini vurgulayarak hem bölge halkına hem de yetkililere kritik bir soru yöneltti: "Depreme hazır mıyız?"

www.siyasetinsesi.com

Kaynak: Karar