Savcılara hakimsiz el koyma yetkisi mi geliyor?
Torba yasa taslağı, CMK 128’de değişiklikle savcılara hakimsiz el koyma yetkisi getiriyor. Hız–güvence dengesi ve muhtemel frenler tartışılıyor. Ankara, Türkiye.
SİYASETİN SESİ / ANKARA, TÜRKİYE
Taslak ne getiriyor?
Gündemdeki yeni torba yasa taslağı, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 128. maddesinde değişiklik yaparak savcılara, belirli suç tiplerinde hakim kararı veya kurum raporu olmaksızın mal varlığına el koyma yetkisi tanınmasını öngörüyor. Düzenlemenin öncelikli hedefi, kara para aklama ve terörün finansmanı suçları. Taslak, soruşturma aşamasında hızlı hareket edebilmek ve suç gelirlerini dolaşımdan çabucak çekebilmek için savcılık kararının yeterli sayılmasını teklif ediyor.
Mevcut uygulama nasıl işliyor?
Bugün yürürlükteki mekanizmada, mal varlığına el koyma adımı genellikle hakim kararı ile ve çoğu durumda BDDK, SPK, MASAK, Hazine ve KGK gibi kurumlardan rapor alınarak atılıyor. Bu süreç, “suçtan elde edildiği değerlendirilen kazançların” kapsamının belirlenmesi için en geç 3 ay içinde tamamlanması gereken teknik tespitleri içeriyor. Böylece mülkiyet hakkı ve diğer mali haklar yönünden yargısal ve idari denetim katmanları işletiliyor. Yeni taslak, savcılığa doğrudan yetki vererek bu katmanların soruşturmanın ilk evresinde devre dışı bırakılabilmesini mümkün kılıyor.
Tartışmanın odağı: Hız–güvence dengesi
Teklif, etkin soruşturma ile hak güvenceleri arasındaki dengeyi yeniden kurma iddiasında. Destekleyenler, suç gelirlerinin çok hızlı el değiştirdiğini, klasik izin–rapor–karar zincirinin geç kalabildiğini vurguluyor. Eleştiriler ise şu başlıklarda toplanıyor:
-
Yargısal denetimin zayıflaması: İlk adımda hakimin devre dışı kalması, orantılılık ve ölçülülük denetimini geciktirebilir.
-
Mülkiyet hakkı riski: Anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkına telafisi güç müdahaleler doğabilir.
-
Kapsam genişliği: Yetkinin “katalog suçların tamamına” yayılması, suç tipi–müdahale ağırlığı dengesini bozabilir.
-
Kötüye kullanım endişesi: Soruşturmanın başlangıcında geniş takdir, hatalı veya aşırı uygulama riskini artırabilir.
Taslağın yasalaşması halinde olası denge formülleri; kısa süreli ve sıkı süre şartına bağlı savcılık kararları, ivedi yargısal teyit (örneğin 24–48 saat içinde hakim onayı), daraltılmış kapsam listesi, gerekçe zorunluluğu ve etkili itiraz yolunun açıkça düzenlenmesi olarak sıralanıyor.
Hangi suçlar etkilenecek, süreç nasıl ilerleyecek?
Metnin nihai şekli TBMM komisyon sürecinde netleşecek olsa da ilk çerçeve, kara para aklama, terörizmin finansmanı ve taslaktaki ifadeyle “katalog suçlar” için savcılıkça derhal el koyma kararı alınabilmesini öngörüyor. Uygulamada beklenen akış şu şekilde tarif ediliyor:
-
Savcılık kararı: Soruşturma dosyasındaki somut şüphe ve delil durumu gerekçelendirilerek mal varlığı unsurlarına el koyma.
-
Süratli bildirim/teyit: Kararın belirli bir süre içinde hakim önüne götürülmesi ve teyidi.
-
Teknik inceleme: MASAK ve ilgili kurumların sonradan yapacağı teknik tespitlerle el koyma kapsamının daraltılması/genişletilmesi.
-
İtiraz ve denetim: Şüpheli/sanık veya üçüncü kişiler için hızlı itiraz ve tazmin mekanizmaları.
Ne bekleniyor?
Taslak, komisyon ve Genel Kurul aşamalarında kapsam ve güvenceler bakımından değişebilir. Özellikle:
-
Savcılık kararının süreye bağlanması ve belirli saatler içinde hakim onayı şartı;
-
Sadece finansal suçlarla sınırlama;
-
Üçüncü kişilerin iyi niyetli mülkiyetinin korunmasına yönelik özel hükümler;
-
Şeffaf istatistik ve yıllık denetim raporları şartı
gibi değişiklikler tartışmanın merkezinde yer alacak.













