Erdoğan'dan süreç mesajı: Riske girmek dahil her şeyi yaptık

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili Meclis'in lokomotif rol üstleneceği yeni aşamayı duyurarak, üzerlerine düşeni yaptıklarını belirtti.

Erdoğan'dan süreç mesajı: Riske girmek dahil her şeyi yaptık

Ahmet Taş | Siyasetin Sesi

ANKARA, TÜRKİYE — Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunarak, barış ve huzur ortamının tesisi için risk almak dahil devlet olarak üzerlerine düşen her türlü sorumluluğu ziyadesiyle yerine getirdiklerini açıkladı.

AP'nin aktardığı habere göre; Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan raporun kabul edilmesiyle sürecin tamamen yeni bir aşamaya evrildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan sonraki aşamada Türkiye Büyük Millet Meclisinin lokomotif bir rol üstleneceğini ve nihai hedefin sınırları da aşarak "Terörsüz Bölge" olduğunu vurguladı.

Meclis merkezli yeni aşama ve tarihi komisyon raporu

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AK Parti) çarşamba günü düzenlenen grup toplantısında parti üyelerine ve kamuoyuna seslenen Erdoğan, Cumhur İttifakı tarafından geçen yıl başlatılan süreci bir "devlet projesi" olarak nitelendirdi. Sürecin geride kalan on altı aylık zaman diliminde kayda değer mesafeler alındığını ve ümit verici gelişmeler yaşandığını belirten Erdoğan, bu projeyi hem siyasi hem de kurumsal bir kararlılıkla sahiplendiklerini ifade etti.

Sürecin en kritik dönüm noktalarından biri olarak Meclis bünyesinde faaliyet gösteren Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarını işaret eden Erdoğan, beş Ağustos tarihinden bu yana yürütülen yoğun mesainin meyvelerini verdiğini söyledi. Komisyonun hazırladığı nihai rapor, on sekiz Şubat Çarşamba günü yapılan oylamada kırk yedi kabul, iki ret ve bir çekimser oyla Meclis çatısı altında resmen kabul edildi. Cumhurbaşkanı, AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın komisyon aşamasında ilk günden itibaren yapıcı ve uzlaşmaya açık bir tavır sergilediğini, bu devlet aklının raporun onaylanması aşamasında da kararlılıkla devam ettiğini savundu.

Bahçeli'nin 'İmralı'nın statü açığı' sorusuna Adalet Bakanlığı yanıtı

Toplantının siyasi kulislerde en çok merak edilen yanlarından biri ise, ittifak ortağı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kısa süre önce gündeme getirdiği tartışmalara Cumhurbaşkanı'nın vereceği yanıttı. Erdoğan, grup toplantısının ardından salondan ayrılırken bir gazetecinin, Bahçeli'nin sorduğu "PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?" sorusunu yöneltmesi üzerine doğrudan Adalet Bakanlığını işaret etti.

Erdoğan, konuya ilişkin kısa ve net bir değerlendirme yaparak, "İmralı şu anda gerekli olduğu şekilde Adalet Bakanlığımız tarafından ilerletiliyor." demekle yetindi.

MHP lideri Devlet Bahçeli, yirmi dört Şubat tarihinde partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada oldukça dikkat çekici ifadeler kullanmıştı. İmralı Cezaevi'nde tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yirmi yedi Şubat iki bin yirmi beş tarihinde yaptığı belirtilen "silah bırakma çağrısı"na atıfta bulunan Bahçeli, bu tarihin barışçıl arayışları destekleyen demokratik bir eşik olduğunu savunmuştu.

Bahçeli, konuşmasında şu çarpıcı soruları yöneltmişti:

"O halde bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK'nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye'ye hizmet eden İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?"

Bu sözlerle yeni bir tartışmanın fitilini ateşleyen MHP lideri, meselenin geniş bir mutabakatla yürütülerek kısa sürede sonuca bağlanması çağrısında bulunmuştu.

DEM Parti'nin muhalefet şerhi ve kavramsal itirazlar

Kabul edilen komisyon raporu, Meclisteki diğer siyasi aktörler tarafından farklı perspektiflerle değerlendirildi. Oylamada ret oyu kullanmak yerine kabul oyu veren ancak metne kapsamlı bir muhalefet şerhi düşen Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), çözümün diline ve doğasına yönelik ciddi itirazlarda bulundu.

DEM Parti, rapora düştüğü şerhte ortak taslakta sıklıkla başvurulan "terör" merkezli tanımlamaları tamamen reddederek, Kürt meselesinin bir güvenlik sorunu değil; kimlik, anadil ve hak-özgürlükler temelli tarihsel bir siyasal sorun olduğunu savundu. Çözümün yalnızca silah bırakma eksenli düzenlemelere indirgenemeyeceğini belirten parti, sürecin demokratikleşme ve kapsayıcı bir siyasi dil üzerinden kurgulanması gerektiğini vurguladı.

Raporun onaylandığı gün beş ana başlık altında yayımlanan şerh metninde, "Terörsüz Türkiye süreci, terör örgütü, terör belası gibi kavramların kullanılmasını uygun bulmuyoruz." ifadelerine yer verildi. Sürecin adlandırılmasına resmi olarak itiraz eden DEM Parti, mevcut iklimi, Abdullah Öcalan’ın yirmi yedi Şubat çağrısından ilhamla "Barış ve Demokratik Toplum Süreci" olarak tanımladıklarını ilan etti. Şerhte yer alan, "Kürt meselesi vardır ve bu bir terör sorunu olarak görülemez. Bugün ısrarla 'terör' diye tariflenen süreç, inkara dayalı politikaların ortaya çıkardığı çatışmalı süreçtir." şeklindeki ifadeler, iktidarın güvenlik öncelikli çözüm modeli ile DEM Parti’nin demokratikleşme öncelikli yaklaşımı arasındaki derin kavramsal ayrımı gözler önüne serdi.

Rapor üzerinden spekülasyon yapanlara tepki

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, "tarihi belge" olarak tanımladığı ortak komisyon raporuna yöneltilen eleştirilere ve şerhlere karşı net bir duruş sergiledi. Raporun içerisindeki kelimelerin cımbızla seçilerek kasıtlı bir spekülasyon yaratılmak istendiğini belirten Erdoğan, bu heves içinde olan çevrelerin sürecin selametine hiçbir şekilde hizmet etmediğinin aşikar olduğunu söyledi.

Erdoğan, bu tür yaklaşımlara rağmen toplumun genel tavrından duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi: "Meselenin memnuniyet verici yanı, raporu ve süreci gölgelemek isteyenlerin azınlıkta olması; milletimizin ekseri çoğunluğuyla Terörsüz Türkiye bölge hedefini tam manasıyla sahiplenmesidir."

Cumhur İttifakı'nda dayanışma ve uyum vurgusu

Grup toplantısındaki konuşmasının son bölümünü sürecin geleceğine ve siyasi ittifakların rolüne ayıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi bu sürecin yeni aşaması başlayacak partimizin ve ittifakımızın sorumluluğu biraz daha artacak." diyerek, komisyon çalışmalarının bitmesinin bir son değil, çok daha çetin bir yolculuğun başlangıcı olduğunu kaydetti.

Bu yeni aşamada Cumhur İttifakı'nın kendi içindeki uyumunun hayati bir önem taşıdığına dikkat çeken Erdoğan, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak aralarındaki dayanışmayı, eşgüdümü ve iş birliğini adeta doruğa çıkarmaları gereken hassas bir döneme girdiklerini belirtti. Erdoğan, konuşmasını yeni dönemin devlet aklını özetleyen şu kararlı sözlerle noktaladı: "Sürecin yeni aşamasını da uhulet ve suhuletle yöneterek önce Terörsüz Türkiye ardından 'Terörsüz Bölge' hedefimize hasıl olacağız."

www.siyasetinsesi.com