MHP'li Çiçek'ten 'Terörsüz Türkiye' analizi: Bahçeli’nin stratejisi tuzak değil devlet aklı
Suriye’deki gelişmeler ve ABD’nin YPG’den desteğini çekmesiyle oluşan yeni denklemde, MHP Lideri Bahçeli’nin "Terörsüz Türkiye" çıkışının bir tuzak olmadığı, aksine açık ve mert bir devlet stratejisi olduğu vurgulandı.
AHMET TAŞ | SİYASETİN SESİ
ANKARA, TÜRKİYE — Türkiye’nin başlattığı "Terörsüz Türkiye" projesi, Suriye’de yaşanan rejim değişikliği ve sahadaki güç dengelerinin değişmesiyle yeni bir boyut kazanırken, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin izlediği stratejinin "tuzak" söylemlerinin aksine açık ve net bir devlet aklı olduğu ortaya konuldu.
Suriye’deki son gelişmelerin hem "Terörsüz Bölge" hem de Türkiye’nin iç güvenliği açısından hayırlı sonuçlar doğurabilecek bir tablo yarattığı belirtilirken, terör örgütü PKK/YPG’nin uluslararası desteğini kaybetmesi ve bölgede sıkışması, Ankara’nın hamlelerinin zamanlamasını doğruluyor.
Suriye sahasında değişen dengeler
Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye sahasında kartlar yeniden dağıtıldı. Esad döneminde PKK/YPG işgali altında bulunan birçok bölge, içinde Arap, Türkmen ve Kürt unsurların yer aldığı muhalif güçler tarafından temizlendi. Ancak örgütün işgali altındaki bazı geniş alanlarda varlığı bir süre daha devam etti.
Uluslararası meşruiyetini yeniden kazanan Suriye Devleti, ülkenin tamamını "tek vatan, tek devlet, tek bayrak, tek ordu" ilkesiyle kontrol altına almak için YPG/SDG ile 10 Mart Mutabakatı’nı imzaladı. Ancak İsrail’in tahrikleriyle hareket eden örgüt, bu anlaşmaya uymayarak çatışma zeminini sürdürdü.
Suriye Devleti’nin başlattığı terörle mücadele operasyonları sonucunda YPG/PKK, kontrol ettiği alanların büyük bölümünü terk ederek Haseke, Kamışlı ve Ayn el Arap bölgelerine sıkışıp kaldı. Dar bir alana hapsolan örgüt, bir yandan ABD ve Batı’dan yardım dilenirken, diğer yandan Şam yönetimini tehdit etmeye çalıştı ancak bu girişimler sonuçsuz kaldı.
İsrail’in 'Davut Koridoru' hayali suya düştü
Bölgedeki gelişmelerin en kritik sonuçlarından biri, İsrail’in Suriye-Irak hattında kurmayı planladığı "Davut Koridoru" projesinin çökmesi oldu. Türkiye ve Suriye’nin kararlı duruşu sayesinde bu koridor henüz kurulmadan parçalandı.
Suriye’de yaşanan bu büyük hayal kırıklığı, Türkiye, Irak, İran ve Suriye topraklarında dört parçalı bir "Kürdistan" kurma hayali peşinde koşan emperyalist odakları ve onların yerel taşeronlarını derin bir krize sürükledi. Barzani, Talabani, Mazlum Abdi ve PKK çevreleri arasında ciddi görüş ayrılıkları baş gösterirken, tarafların birbirini suçladığı bir çözülme süreci başladı.
ABD’nin tavır değişikliği ve fon kesintisi
Örgütteki çöküşü hızlandıran en önemli faktörlerden biri de ABD’nin tavır değişikliği oldu. ABD Başkanı Trump’ın, "YPG’ye muazzam miktarlarda para ödendi, petrol verildi. Bunu bizden ziyade kendileri için yapıyorlardı. ABD olarak artık Suriye hükümeti ile çalışıyoruz; YPG’nin görevi bitti" şeklindeki açıklamaları, örgüt üzerinde yıkıcı bir etki yarattı.
Benzer şekilde ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Barrack’ın, "SDG’nin Suriye’de DEAŞ karşıtı bir güç olma işlevi büyük ölçüde sona ermiştir" ifadeleri, Washington’un örgütü artık bir "yük" ve "asalak yapı" olarak gördüğünü tescilledi.
Öcalan’ın çağrısı ve örgüt içi çözülme
Suriye’de sıkışan ve uluslararası desteği kesilen örgüt, "Terörsüz Türkiye" sürecine katkı sunan Abdullah Öcalan’ın açıklamalarıyla ikinci bir şok yaşadı. Öcalan’ın, "PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı, ömrünü tamamlamasına yol açmıştır. Silah bırakma çağrısında bulunuyor ve PKK’nın kendini feshetmesi gerektiğini belirtiyorum" şeklindeki ifadeleri, Barzani-Talabani ekseninde ve örgüt tabanında büyük öfkeye neden oldu.
Bu çevreler, Öcalan’ı "Kürdistan yolunu tıkamakla" ve "Devlet Bahçeli’nin tuzaklarına düşmekle" suçlarken, PKK/YPG elebaşı Mazlum Abdi’nin "Kandil bana suikast düzenleyebilir" iddiasını ortaya atması, örgüt içindeki dengelerin tamamen bozulduğunun kanıtı olarak yorumlandı.
Bahçeli’nin stratejisi: Tuzak değil devlet aklı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başlattığı süreç, bazı çevrelerce "oyun" veya "tuzak" olarak nitelendirilse de, Bahçeli’nin tavrının başından beri tutarlı ve şeffaf olduğu vurgulanıyor. Bahçeli’nin DEM Parti’ye "Türkiye partisi olun" ve Öcalan’a "Terörün bittiğini haykır" çağrılarının arkasında gizli bir ajanda olmadığı, bunun mertçe yürütülen bir devlet stratejisi olduğu belirtiliyor.
Bahçeli’nin "Silahlar ya gömülecek ya da silah tutanlar gömülecektir" sözleri ile "Fırat’ın doğusu da terörden arındırılmalıdır" çıkışı, sürecin tavizsiz bir milli güvenlik stratejisi olduğunu gösteriyor.
Terörsüz bölge ve gelecek vizyonu
MHP’nin TBMM’ye sunduğu raporda da yer aldığı üzere, hedef sadece sınır güvenliği değil, topyekûn bir "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" inşasıdır. İç cepheyi sağlam tutma çağrısına Kürt kökenli vatandaşların ve bölge aşiretlerinin sağduyu ile karşılık vermesi, provokasyonların boşa çıkarılmasını sağladı.
Gelinen noktada Türkiye ve Suriye’nin iş birliği zemini, emperyalizmin kaos planlarını boşa çıkarırken, Türk-Kürt kardeşliğinin millet bünyesinde taçlanacağı yeni bir yüzyılın kapılarını aralıyor.
Kaynak: Yıldıray Çiçek / Türkgün













