Suriye’de SDG/YPG muamması: Entegrasyon mu, özerklik ilanı mı?

30 Ocak Suriye anlaşması "PKK bitti" diye sunulurken, Müyesser Yıldız sahadaki acı gerçekleri yazdı: 1900 terörist nerede, sözde Rojava bayrağı neden hâlâ masada?

Suriye’de SDG/YPG muamması: Entegrasyon mu, özerklik ilanı mı?

AHMET TAŞ / SİYASETİN SESİ

ANKARA, TÜRKİYE —  Türkiye siyaseti, 30 Ocak’ta Suriye yönetimi ile SDG/YPG arasında imzalanan anlaşmanın "terörü bitiren nihai darbe" olduğu söylemiyle çalkalanırken, sahadan gelen veriler ve aktörlerin açıklamaları çok daha karmaşık ve endişe verici bir tabloya işaret ediyor. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin "PKK bitti, Suriye tek renge büründü" iddialarına karşın, terör örgütünün "fesih" değil, "meşru bir ordu birimi" olarak Suriye idaresine eklemlendiği tartışılıyor.

Gazeteci Müyesser Yıldız’ın analizine göre, bu süreç bir tasfiyeden ziyade, terör örgütünün Suriye’nin yeni döneminde "ortak" sıfatıyla yer alması için zemin hazırlıyor. Özellikle Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) temkinli yaklaşımı ve Bakan Yaşar Güler’in "terörün yeniden yükselmeyeceği anlamına gelmez" uyarısı, Ankara’daki siyasi irade ile askeri akıl arasındaki ton farkını ortaya koyuyor.

Bahçeli’nin "Tek Renk" İddiası ve Sahadaki SDG Bayrakları

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Suriye haritasının artık tek renge büründüğünü savunurken, aynı zamanda SDG/YPG’li teröristlerin tugay ve tümenler kurarak Suriye ordusuna entegre olacağını ifade ediyor. Ancak Yıldız, bu durumun bir "bitiş" değil, aksine bir "isim değişikliği ve statü kazanımı" olduğuna dikkat çekiyor. Anlaşmanın ardından Haseke ve Kamışlı’da yapılan görüşmelerde, Suriye bayrağının hemen yanında sözde "Rojava" haritalı SDG bezlerinin (flama/bayrak) asılı kalmaya devam etmesi, örgütün kimliğini koruduğunu kanıtlıyor.

Suriye İçişleri ve Savunma Bakanlıklarından gelen heyetlerin Kamışlı ve Haseke’deki temasları, yönetimin "devralma" değil, "koordinasyon" kurma peşinde olduğunu gösteriyor. Örneğin, Kamışlı Uluslararası Havalimanı’nın güvenliğinin hâlâ sözde "Rojava güçleri" tarafından sağlanacak olması, Şam yönetiminin ise sadece bir koordinasyon ofisi açması, egemenliğin tam anlamıyla sağlanamadığının somut bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

DEM Parti ve "Rojava" Statüsü: Teslimiyet mi, Garanti mi?

Ankara’daki "açılım" havasının Suriye ayağında, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın sözleri süreci farklı bir boyuta taşıyor. Bakırhan, 30 Ocak anlaşmasını bir "teslimiyet" olarak değil, "Kürt’ün güvenliğini ve statüsünü garanti altına alan bir anlaşma" olarak tanımlıyor. Bakırhan’ın, "Kürt sadece Rojava’da olmayacak, Suriye yönetiminin ortağı olacak, bakan olacak" sözleri, örgütün Suriye’nin iç asayişini elinde tutmaya devam edeceği ve demokratik Suriye’nin savunmasını yapacağı bir modelin kapıda olduğunu gösteriyor.

Bu model, Mithat Sancar’ın "Rojava tecrübesinin çökmediği" ve Sipan Hemo’nun "Suriye’ye ortağız" söylemleriyle birleştiğinde, Türkiye’nin yıllardır "terör koridoru" olarak adlandırdığı bölgenin, meşru bir "özerk yapıya" dönüşme riskini gündeme getiriyor.

Hakan Fidan’ın "2000 Terörist" Hesabı: 100 Gitti, Kalanlar Nerede?

Analizin en kritik noktalarından birini, Suriye’deki "yabancı terörist savaşçı" mevcudu oluşturuyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamalarda, Suriye’de Türkiye, İran ve Irak kökenli 2 binden fazla PKK’lının bulunduğunu ve bunların SDG’yi yönettiğini bizzat belirtmişti. Fidan, Mazlum Abdi’nin sadece bir vitrin olduğunu, asıl yönetimin Sabri Ok ve Fehman Hüseyin (Bahoz Erdal) gibi isimlerde olduğunu vurgulamıştı.

Ancak bugün gelinen noktada, anlaşma kapsamında Suriye’den ayrılan terörist sayısının sadece 100-110 civarında olduğu iddia ediliyor. Al Monitor’un raporlarına ve yerel kaynaklara göre, bu küçük grup Barzanistan üzerinden Kandil’e geçerken, kalan yaklaşık 1900 üst düzey militanın akıbeti meçhul kalmaya devam ediyor. Özellikle kırmızı bültenle aranan Fehman Hüseyin’in, bölgeden ayrılırken dahi "yeraltı tünel ağlarını" kullandığına dair haberler, sürecin şeffaflığı ve güvenilirliği konusundaki kuşkuları artırıyor.

Entegrasyon mu, Göz Boyama mı?

Müyesser Yıldız’ın vurguladığı "siyasi menfaat" odaklı gidişat, Suriye’deki terör yapısının gerçekte feshedilip edilmediğini tartışmaya açıyor. Türkiye’nin "terörsüz Türkiye süreci" için Suriye’deki engelleri kaldırdığı iddiası, sahadaki ağır silahların teslim edilmek yerine "başka hatlara çekilmesiyle" çelişiyor. Ağır silahların nereye çekildiği ve SDG’nin 3 tugaydan oluşan tümeninin kime bağlı hareket edeceği soruları cevapsız kalırken, Ankara’da Meclis bünyesinde kurulan PKK komisyonunun "vazifesine" başlaması bekleniyor.

Sonuç olarak; kırmızı bültenle aranan Mazlum Kobani’nin uluslararası diplomatlarla "pazarlık" yapmaya devam etmesi ve SDG’nin fesih yerine "Suriye Milli Ordusu’na entegrasyon" adı altında varlığını koruması, terörün bittiği söylemini erkenci bir iyimserlikten öteye taşımıyor.

www.siyasetinsesi.com