Almanya'da anket krizi: AfD muhafazakâr blokun 5 puan önünde

Almanya’da yapılan son anketlerde aşırı sağcı AfD yüzde 27 ile zirveye yerleşirken, Başbakan Friedrich Merz’e yönelik toplumsal memnuniyet yüzde 15’e düştü.

Almanya'da anket krizi: AfD muhafazakâr blokun 5 puan önünde

YUSUF İNAN | YEREL GÜNDEM

BERLİN, ALMANYA — Almanya için Alternatif (AfD) partisi, Forsa tarafından yapılan son kamuoyu araştırmasında yüzde 27 oy oranına ulaşarak, Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki muhafazakâr ittifakın beş puan önüne geçti.

Enflasyon endişeleri ve koalisyon hükümetinin ekonomik reformlarına yönelik tepkilerle beslenen bu yükseliş, Merz’in şahsi popülaritesindeki sert düşüşle birleşerek Alman siyasetinde dengeleri kökten değiştiren bir sürece işaret ediyor. Berlin merkezli siyasi analistler, aşırı sağın anketlerdeki bu yerleşik birinciliğinin, sadece geçici bir tepki oyu olmadığını, ülkenin enerji ve dış politika rotasına dair derin bir toplumsal bölünmeyi yansıttığını vurguluyor.

Forsa anketi ve değişen oy oranları

RTL televizyonu için Forsa tarafından 21-27 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen ve 2 bin 503 kişinin katıldığı araştırma, Alman seçmeninin tercihlerindeki dramatik kaymayı gözler önüne serdi. DW Türkçe'nin aktardığı verilere göre, AfD bir önceki haftaya kıyasla desteğini bir puan artırarak yüzde 27’ye çıkarırken; CDU ve CSU’dan oluşan muhafazakâr blok (Hristiyan Birlik) iki puan birden kaybederek yüzde 22 seviyesine geriledi.

Bu sonuçlar, AfD’nin sadece marjinal bir odak olmaktan çıkıp ülkenin en büyük siyasi gücü haline gelme iddiasını pekiştiriyor. Hafta sonu Bild gazetesi için Insa tarafından yapılan bir başka araştırmada ise partinin oy oranının yüzde 28 ile tarihi bir rekor kırdığı ölçülmüştü. Bu durum, farklı anket kuruluşlarının benzer verilerle aşırı sağın yükselişini teyit ettiğini gösteriyor. Özellikle ülkenin doğu eyaletlerinde konsolide olan bu seçmen kitlesinin, artık batı eyaletlerinde de ciddi bir karşılık bulmaya başladığı belirtiliyor.

Başbakan Friedrich Merz’e yönelik güven kaybı

Anketin en dikkat çekici sonuçlarından biri, Mayıs 2025'te göreve gelen Başbakan Friedrich Merz’in performansına yönelik sert eleştiriler oldu. Katılımcıların sadece yüzde 15’i Merz’in yönetiminden memnun olduğunu beyan ederken, bu oran sadece bir hafta içinde üç puanlık bir kayba işaret ediyor. Merz’in performansını "beğenmediklerini" söyleyenlerin oranı ise yüzde 83 gibi rekor bir seviyeye tırmanmış durumda.

Analistler, Başbakan Merz’in liderliğindeki koalisyon hükümetinin, reform süreçlerindeki iç çekişmeler nedeniyle seçmen nezdinde "karar alma yetisini kaybetmiş" bir görüntü sergilediğini savunuyor. Özellikle ekonomi politikalarındaki belirsizlikler ve toplumsal harcamalardaki kısıtlamalar, Merz’in muhafazakâr tabanında dahi ciddi bir erimeye yol açıyor. CDU/CSU blokunun ana muhalefet konumundan iktidara geçmesine rağmen, AfD’nin yükselişini durduramaması parti içinde de tartışmaları alevlendirmiş durumda.

Ekonomi ve dış politika vaatleri etkili oluyor

AfD’nin anketlerdeki bu istikrarlı yükselişinin arkasında yatan temel motivasyonların başında ekonomik kaygılar geliyor. İran ile yaşanan bölgesel gerilimlerin küresel piyasalarda yarattığı dalgalanma ve buna bağlı olarak Almanya’da tetiklenen enflasyon endişeleri, seçmeni daha radikal vaatlere yöneltiyor. AfD’nin "enerji fiyatlarını düşürme" sözü, bu süreçte en güçlü siyasi argüman haline geldi.

Partinin programında yer alan; nükleer enerjiye geri dönüş, fosil yakıt kullanımının teşvik edilmesi ve özellikle Rusya’dan ucuz doğal gaz ithalatına yeniden başlanması gibi öneriler, sanayi üretim maliyetlerinin arttığı bir dönemde seçmende karşılık buluyor. Ayrıca, Ukrayna’ya sağlanan askeri ve mali desteğin tamamen kesilmesi yönündeki söylemler, savaşın getirdiği ekonomik yükten kurtulmak isteyen kesimler tarafından destekleniyor. Ancak bu vaatler, Almanya’nın uluslararası hukuk sistemindeki yeri ve Avrupa’nın kolektif güvenliği açısından ciddi riskler taşıdığı gerekçesiyle diğer partiler tarafından sert bir dille eleştiriliyor.

Hükümet reformları ve toplumsal tepki

Almanya’da Merz hükümetinin son haftalarda gündeme getirdiği sağlık sigortası ve emeklilik sistemindeki tasarruf odaklı düzenlemeler, toplumsal huzursuzluğu artıran bir diğer önemli faktör oldu. Emeklilik yaşının kademeli olarak yükseltilmesi ve sağlık primlerindeki artış planları, dar ve orta gelirli seçmen gruplarını hükümetten uzaklaştırıyor.

AfD, hükümetin bu "kemer sıkma" politikalarını "Alman vatandaşlarının refahının yabancı devletlere yapılan yardımlar için feda edilmesi" şeklinde yorumlayarak popülist bir söylem inşa ediyor. Forsa’nın verilerine göre, bu söylem sadece aşırı sağcı seçmen üzerinde değil, geleneksel olarak Sosyal Demokrat Parti (SPD) veya Sol Parti’ye oy veren işçi sınıfı üzerinde de etkili olmaya başladı. Hükümetin reformları savunmakta yetersiz kalması, meydanı AfD’nin basit ama etkili vaatlerine bırakıyor.

Muhalefetin yeni mimarisi ve gelecek projeksiyonu

Parlamentoda en büyük muhalefet grubu olarak yer alan ve aşırılık yanlısı görüşleri nedeniyle Alman İçişleri Bakanlığı’na bağlı Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) tarafından gözetim altında tutulan AfD, meşruiyet tartışmalarına rağmen yükselişini sürdürüyor. Diğer partilerin AfD ile herhangi bir koalisyon kurmayacaklarına dair verdikleri "güvenlik duvarı" (Brandmauer) sözü, partinin oy oranları arttıkça matematiksel olarak hükümet kurmayı daha zorlu bir hale getiriyor.

Son ankete göre, Yeşiller yüzde 15 ile üçüncü sırada yer alırken, hükümetin küçük ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 12’de kaldı. Sol Parti de bir puanlık artışla yüzde 12 seviyesine ulaşarak SPD ile eşitlendi. Bu tablo, Almanya’da geleneksel merkez partilerin toplam oyunun ilk kez bu kadar düşük seviyelere gerilediğini ve siyasi yelpazenin uçlara doğru kaydığını kanıtlıyor. Önümüzdeki yerel seçimler ve olası bir erken seçim tartışması, Başbakan Merz üzerindeki baskıyı daha da artıracak gibi görünüyor.

www.yerelgundem.com